Can People with Aphonia Laugh?
Aphonia… bu kelimeyi duyduğumda ilk aklıma gelen şey, birinin sesini kaybetmesi. Yani, normalde konuşabilen bir insanın, ses tellerinin işlevini kaybetmesiyle kelimelerinin sessizleşmesi. Ama bir insanın sesi kaybolduğunda, hala gülüp gülemeyeceği meselesi, beni uzun zamandır düşündüren bir soru. Düşünsenize, siz gülmek istiyorsunuz ama sesiniz yok. Gülüşünüz de sessiz bir şekilde mi olur? Yoksa, vücudun bir şekilde devreye girip, o coşkulu kahkahayı yine de yaratabilir mi?
Evet, soruya net bir yanıt verebiliriz: Evet, insanlar aphonia (ses kaybı) ile de gülümseyebilir, gülebilir! Ancak bu konu üzerine daha derinlemesine düşündükçe, mesele biraz daha karmaşıklaşıyor. Bir yanda, gülüşün bir ses olmasa da bir ifade olduğu fikri, diğer yanda ise gülmenin, sesin bir uzantısı olduğu düşüncesi var. İşte, bu yazıda, sesini kaybetmiş birinin gülüp gülmeyeceği konusunda pek çok katmanlı bir inceleme yapacağım. Gerçekten gülme durumu o kadar basit mi, yoksa sadece bir fiziksel hareketten ibaret mi?
Gülüş: Ses mi, Yoksa Vücut Hareketi mi?
Aphonia ile ilgili düşünmeye başladığınızda, hemen “Ama o kişinin sesi yok!” diyebilirsiniz. Doğru, sesi kaybolmuş biri, sesli şekilde gülmeyi deneyemez. Ama işin içine bakış açısına ve insan bedeninin işleyişine daha yakından bakmaya başladığınızda, çok başka bir gerçekle karşılaşıyoruz: Gülmek, aslında sadece sesle ilgili bir şey değil. Gülüş, yüz kaslarınızın, gözlerinizin, hatta vücudunuzun her kısmının bir tepkisi.
İnsanlar, bazen sadece “sesli” değil, “görsel” ve “fiziksel” gülüşler de sergileyebilirler. Birinin kahkahası, gözlerinin parlaması, dudaklarının bükülmesi ve bazen de hıçkırıklar şeklinde bedenin yaptığı hareketlerle ifade edilir. Ses kaybı, sadece ses tellerini etkileyen bir durumdur. Yani, vücutta oluşan gülme hareketi, doğal olarak devam eder. Bu, sadece sesin kaybolduğu değil, aslında gülüşün, insanın içsel dünyasının bir yansıması olduğuna dair de güçlü bir kanıt. Gülüş sadece bir ses değil; bir his, bir anlık duygu patlaması, hatta bir savunma mekanizması!
Zayıf Yönler: Gülüş, Sadece Bir Ses Midir?
Şimdi, hemen biraz daha eleştirel bakmamız gerekebilir. Evet, bir insan sesini kaybetse bile, gülüşünü dışa vurabiliyor. Ama bu sadece vücut hareketlerinden ibaretse, gülmenin ne anlamı kalır? Gülüş, her zaman o ikonik “HA-HA-HA” ile tanımlanmaz mı? O tını, gülmenin sıcaklığı, o anki mizahı yakalayabilen sesler… Yani, bu durumda, gülmenin en önemli parçası kaybolmaz mı?
Bazen, sadece gözlerdeki ışık ve yüz kaslarındaki hareket yeterli olmayabilir. İnsanlar genellikle gülmeyi, sesle, ifade ile ve bazen de sadece bir ses patlamasıyla eşleştirir. Belki de gerçek bir kahkaha, o gülüşün “sesini” duyduğumuzda daha çok anlam kazanır. Yani, bir insanın ağzını açarak gülmesi ne kadar gerçek bir gülüş olabilir ki, ses eksikse? Belki de ses, gülmenin esas parçasıdır.
Güçlü Yönler: Gülmek, Bir Yönüyle İnsan Doğasıdır
Bunu kabul edelim: Gülüş, ses olmasa da insana ait bir duygudur. Belki de en güzel tarafı, ses kaybıyla bile gülmenin hala mümkün olmasıdır. Yani, “Aphonia” ile mücadele eden bir kişi, dışarıya çıkıp insanlar arasında bir ortamda kayıtsız kalmak yerine, bir şekilde kendini ifade etmeye devam edebilir. Ses kaybı olsa da, gülüş hala o kişiyi hayata bağlayan, onun bir parçası haline gelen bir duygu.
Bence burada önemli olan şey, gülüşün her halükarda bir çeşit “özgürlük” ifadesi olmasıdır. Ses kaybı, bir insanı anlatamaz hale getirmez, gülüşün durmasına neden olamaz. Hatta, bazen en derin gülüşler, sesin ötesinde duygusal bir bağ kurarak, birbirine en yakın insanları bile etkileyebilir. Duygular ve bedenin yarattığı gülüşler, bir insanın kimliğini hala tüm gücüyle ifade edebilmesini sağlar. Yani, “Sesi kaybolmuş biri asla tam anlamıyla gülümseyemez” diyenlere, karşı çıkmak gerekir. Çünkü bu, insanın duygularına, içsel dünyasına saygısızlık olurdu.
Bir Sonuç: Gülüşünüzü Kısıtlamayın!
İnsanlar genellikle “ses”in ne kadar önemli olduğunu ve “sesli” gülüşün farklı kültürlerde nasıl yankı bulduğunu düşünürler. Ama bir gülüşün gerçekte ne olduğunu sorgulamak, bizi hem fizyolojik hem de psikolojik olarak yeni açılımlara götürür. Eğer ses kaybı gibi bir durumu düşünürsek, insanların hâlâ gülümseyebilmesi, yaşamın kendisiyle olan bağlarını koparmadığını gösteriyor.
Sonuç olarak, aphonia ile yaşayan birinin gülmesi, bazen belki daha fazla anlam taşıyabilir. Çünkü, gülmek sadece sesle ilgili değil, bedenin ve ruhun bir yansıması. Bir bakıma, ses kaybolsa da, duyguların sesli bir şekilde ifade edilmesi her zaman mümkün olacak. O yüzden, ses kaybıyla yaşayanların gülüşlerini küçümsemeyin. Sesli veya sessiz, bir gülüş her zaman hayatın tadını yansıtan en güzel ifadedir!