İçeriğe geç

İnsan hakları kaynağını nereden alır ?

Herkese merhaba! Bu yazımızda “İnsan hakları kaynağını nereden alır” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.

İnsan Hakları Kaynağını Nereden Alır? (Benim Kahve Masasında Çözemediğim Büyük Soru)

İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Normalde böyle cümleler insanın CV’sine yazılır ama ben bunu kahve sipariş ederken bile içimden söylüyorum. “Bir filtre kahve alabilir miyim… ve insan haklarının kaynağına dair küçük bir aydınlanma lütfen?”

Barista bakıyor, ben bakıyorum. O espressoya basıyor, ben varoluşa.

Sonra aklıma takıldı: İnsan hakları kaynağını nereden alır? İnsan hakları dediğimiz şeyin kökü nerede? Devlet mi veriyor, toplum mu üretiyor, yoksa evren sabah güncellenen bir sistem gibi mi dağıtıyor?

Bunu düşünmeye başladığımda, zihnimdeki pencereler tıpkı İzmir’de rüzgâr esince çarpan balkon kapısı gibi ardı ardına açıldı.

İnsan Hakları Meselesi Neden Bir Anda Kafaya Takılıyor?

Bunu genelde kimse planlamaz. İnsan bir sabah uyanır, tostunu yakar, sonra hayatla ilgili ciddi sorular sormaya başlar.

Mesela ben geçen gün marketteydim. Sırada önümde biri “poşet ücretli mi?” diye soruyordu. Kasiyer de otomatik cevap verdi:

“Evet.”

Ve ben o an düşündüm:

Poşet ücretliyse insan hakları ücretsiz mi?

İç ses:

— Kardeşim sen ne yapıyorsun?

Ben:

— Ciddiyim. Çok ciddiyim. Belki de fazla ciddiyim.

İç ses:

— Ekmek almaya geldin.

Ama işte insan bazen ekmek almaya gider, varoluş felsefesiyle döner.

İnsan Hakları Kaynağı: Resmî Cevap mı, İçsel Hata mı?

Şimdi işin ciddi tarafını İzmir’de oturup düşünürken bile bir “gündelik hayat filtresi”nden geçiriyorum.

İnsan hakları genelde üç ana kaynağa bağlanır gibi anlatılır:

İnsan onuru

Doğal hukuk fikri

Uluslararası sözleşmeler

Ama ben bunu duyunca şunu hayal ediyorum: üç tane dosya, gökyüzünde bir klasör sistemi var ve biri “human_rights_final_v3_son_son_reallyfinal.pdf” diye kaydetmiş.

Sonra biri yanlışlıkla silmiş gibi.

Benim zihnim böyle çalışıyor.

İzmir Sokaklarında Felsefe Yapmak

Geçen gün Kıbrıs Şehitleri’nde yürürken iki arkadaşım tartışıyordu:

— “İnsan hakları devletin verdiği şeydir.”

Diğeri:

— “Yok ya, doğuştan gelir.”

Ben araya girdim:

— “Bence internet kotası gibi. Doğuştan geliyor ama bitince sıkıntı.”

Sessizlik.

Sonra biri:

— “Sen neden hep böyle konuşuyorsun?”

Ben:

— “Çünkü hayat ciddi ama ben biraz yanlış formatta çalışıyorum.”

İçimden geçen:

İnsan hakları kaynağını nereden alır? Benim beynim neden bu kadar sekmeli çalışıyor?

İnsan Haklarının Kaynağına Daha Yakından Bakmak (Ama Ciddiyet + Hafif Dağınık Zihin Dengesiyle)

Şimdi biraz toparlanalım ama çok da dümdüz olmayalım. Çünkü dümdüz anlatınca hayat sıkıcı oluyor, ben sıkılınca tost yakıyorum.

İnsan hakları denince aslında şu fikir ortaya çıkıyor: İnsan olmak, bazı temel hakları beraberinde getirir.

Ama benim kafamda bu şöyle canlanıyor:

Bir kafe düşün.

Garson geliyor:

— “Hoş geldiniz, doğuştan haklarınız hazır mı?”

— “Evet ama yanında biraz ifade özgürlüğü alabilir miyim?”

Garson:

— “Tabii, yanında küçük bir adalet sosu var.”

İşte böyle bir dünya istiyoruz aslında ama gerçek biraz daha karmaşık.

Doğal Hukuk: İçimdeki Mantıklı Ama Sessiz Arkadaş

Doğal hukuk diyor ki: “İnsan hakları insan doğasından gelir.”

Ben bunu duyunca içimdeki mantıklı arkadaş konuşuyor:

— “Bak bu aslında çok mantıklı.”

Ben:

— “Ama neden mantıklı?”

O:

— “Çünkü insan insan olduğu için bazı haklara sahip olmalı.”

Ben:

— “Peki neden?”

O:

— “Lütfen beni daha fazla sorgulama.”

Devlet ve Hukuk Sistemleri: Resmî Versiyon

Diğer görüş: İnsan hakları devletler ve uluslararası sistemler tarafından tanınır.

Bunu duyunca aklıma İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin duyuruları geliyor. Her şey düzenli, her şey planlı ama bir yandan da hayat:

“Bugün su kesintisi var.”

Benim yorum:

İnsan hakları da bazen kesintiye uğruyor mu?

İç ses:

— Bu kıyas biraz tehlikeli.

Ben:

— Ama gerçek.

Gündelik Hayatta İnsan Hakları: Metroda Varoluş Deneyi

İzmir metrosuna binmişsinizdir. Binmediyseniz de hayal edin: İnsanlar sabahın erken saatinde birbirine dokunmadan var olmaya çalışıyor.

Ben metrodayım. Ayakta gidiyorum.

Yanımda biri telefonda konuşuyor:

— “Ben zaten bunu hak etmiyorum!”

Ve o an kafamda şimşek:

İnsan hakları kaynağını nereden alır? Belki de en çok metroda hissedilir.

Çünkü orada herkes eşit:

Ayakta kalan da, oturan da, kapıya sıkışan da.

Ama aynı zamanda herkes biraz yorgun bir filozof.

İç Sesimle Mini Tartışma

Ben:

— “Belki insan hakları evrensel bir şeydir.”

İç ses:

— “Belki de sadece iyi organize edilmiş bir fikir.”

Ben:

— “İyi organize edilmiş fikir de önemli değil mi?”

İç ses:

— “Evet ama sen önce inmeden önce kapıyı açmayı öğren.”

Arkadaş Ortamı: Felsefenin En Dağınık Laboratuvarı

Gece arkadaşlarla oturuyoruz. Çay, çekirdek, gereksiz iddialar.

Bir arkadaş:

— “İnsan hakları doğuştan gelir, nokta.”

Diğeri:

— “Yok abi, toplum veriyor.”

Ben:

— “Bence insan hakları, evrenin bize ‘trial version’ olarak verdiği bir şey.”

Hepsi:

— “Ne?”

Ben:

— “Bak şimdi anlatıyorum…”

Sonra anlatırken konuyu kaybediyorum, çünkü ben bazen kendi cümlelerimin içinde kayboluyorum.

İnsan Hakları Kaynağını Nereden Alır? Sorusunun Psikolojik Etkisi

Bu soru basit görünür ama insanın kafasını hafifçe büker. Tıpkı telefonu yanlış açıyla tutunca kameranın yüzü garip göstermesi gibi.

Çünkü bu soru şunu düşündürür:

Ben neye sahibim?

Bunu kim verdi?

Geri alınabilir mi?

Ya hiç verilmediyse?

Ve sonra insan markette domates seçerken bile düşünmeye başlar.

Ben geçen gün domates seçerken:

“Bu domatesin doğuştan hakları var mı?”

Kasiyer:

— “Abi sıradaki!”

Ben:

— “Bir dakika felsefi bir kriz yaşıyorum.”

Modern Hayat ve Hakların Güncelleme Sorunu

Bazen düşünüyorum: İnsan hakları sabit mi yoksa güncellenen bir şey mi?

Mesela telefon güncellemesi gibi:

Sürüm 1.0: temel haklar

Sürüm 2.0: ifade özgürlüğü eklendi

Sürüm 3.0: veri gizliliği düzeltildi

Sürüm 4.0: sistem hatası giderildi (ama tam değil)

Ve insanlar hâlâ “güncelleme indiriliyor…” ekranında bekliyor.

Benim Kafamda İnsan Hakları: Biraz Ciddiyet, Biraz Kaos

Şunu fark ettim: Bu soruya tek bir cevap vermek yerine, insanın zihni sürekli farklı “sekme”ler açıyor.

Bir sekme:

— hukuk

Bir sekme:

— felsefe

Bir sekme:

— “acaba tost yaktım mı?”

Ve hepsi aynı anda açık.

Ben bazen düşünüyorum:

İnsan hakları kaynağını nereden alır?

Sonra iç ses:

— “Sen önce çayını iç.”

Ama mesele şu: Bu sorular aslında insanın kendini anlamaya çalışması.

Son Düşünce Değil, Sadece Bir Duraklama

Sitemizden Önerilen: İngilizcede kız erkek Nedir ?

Belki de insan hakları tek bir yerden gelmiyor. Belki de tek bir “kaynak” yok. Belki de insanlık, bu hakları farklı zamanlarda, farklı acılardan, farklı anlaşmalardan biriktirdi.

Ama ben yine de İzmir’de bir akşam yürürken, rüzgâr yüzüme çarparken şunu düşünüyorum:

İnsan hakları kaynağını nereden alır?

Belki de cevabı bulmak değil, sormaya devam etmek gerekiyor.

Çünkü bazı sorular cevaplandığında küçülür, ama soruldukça büyür.

“İnsan hakları kaynağını nereden alır” konusunu beğendiyseniz Noktakomreklam sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabetilbetgir.netbetexperbetexper yeni giriş