İçeriğe geç

Coğunlukculuk nedir ?

Çoğunlukçuluk: Herkesin Söylediği, Ama Kimsenin Gerçekten Anlamadığı

Kayseri’de, bir kış sabahı. Hafif bir kar yağıyor, ama soğuk o kadar sert ki, sanki ruhumun içinde de bir donma hissi var. O gün bir tartışmanın tam ortasında buldum kendimi. Hatta, tartışma demek belki de biraz hafif kalır. Bir çeşit toplumun sessizce seslendiği, ama kimsenin fark etmediği çığlık gibi bir şeydi. Çoğunlukçuluk, o an hayatımda çok daha fazla anlam kazandı.

O Anın İçindeki Umutsuzluk

Bir kafede buluştuk arkadaşlarımla. Aramızda konuşmalar, fikirler, gülüşmeler vardı. Herkes birbirinin söylediklerine katılıyordu, ama içimde bir his vardı, sanki gerçek bir sohbetin tam ortasında kayboluyorduk. Herkes, her şeyin çoğunluğun doğru bildiği şekilde olması gerektiğini düşünüyordu. Çoğunluğun fikirleri öylesine kabul görüyordu ki, kimse farklı düşünenleri dinlemiyordu. Herkesin ne söylediği daha önemliydi. Bu, bana çok yabancıydı. Gözlerim bir an donmuştu. Bir iç sıkıntısı sardı yavaşça.

“Bu durumun doğru olduğunu nasıl bu kadar net söyleyebilirsiniz?” diye sormak istedim. Ama sormadım. Çünkü çoğunluk ne derse doğru olurdu. Hangi gruptan olduğunuz, ne düşündüğünüz değil, kimseyi kırmamak, sırf çoğunluğun söylediklerine uyum sağlamak önemliydi.

İçimdeki duyguyu hissettim: yalnızlık. Çoğunlukların içinde kaybolmuş, kendi düşüncelerimi dile getirmekte bile zorlanıyordum.

Çoğunluğun Düşüncelerine Karşı Kendimi Bulmak

Birçok kez daha düşünmeden söylediğimiz şeylerin, aslında çoğunluğun yönlendirdiği düşünceler olduğunu fark ettim. Bu farkındalık beni bir yandan korkuttu, ama bir yandan da daha derin bir keşfe sürükledi. Gerçekten düşündüğüm şeyin bu olup olmadığını sorgulamaya başladım.

Bazen bir düşünceyi savunurken bile, “acaba başkaları ne düşünür?” diye içimden geçiriyorum. Bu düşünce, “çoğunluk ne düşünüyorsa, ben de onu savunmalıyım” gibi bir korkuya dönüşüyor. İçimde, başkalarının ne düşündüğünden bağımsız, sadece kendi iç sesimi dinleme isteği büyüyor. Ama aynı zamanda o kaygı da var. Kimse, çoğunluğa karşı çıkmaya cesaret edemezdi.

Benim için çoğunlukçuluk, sadece bir fikir birliği değil; aynı zamanda korkunun, belirsizliğin ve güvensizliğin bir şekli haline gelmişti. Çoğunluk doğruyu söylediği için, herkesin doğruyu bildiğini kabul etmek zorunda kalıyordum. Bu düşünceler her gün kafamda dönüp duruyordu. Gözlerim hafifçe bulanıklaşmış, ama içimde bir umut kıvılcımı yanmaya devam ediyordu.

Çoğunluğa Karşı Durmanın Gücü

Bir gün, bir dostumla derin bir sohbete daldım. Konuştuğumuz şey, aslında çoğunluğun düşündüğünün tersiydi. Cesaret ettiğimiz her kelime, duygularımızı açığa çıkarıyordu. “Neden çoğunluğa uymak zorundayız?” diye sordum, “Neden herkesin düşünceleri doğruluğun ölçüsü olmak zorunda?”

Dostum, önce biraz şaşırdı, sonra gözleri parladı. “Belki de doğruyu bulmak için sadece çoğunluğa bakmamalıyız,” dedi. “Belki de kendimize, iç sesimize güvenmeli, en azından bir kez, kendi doğrularımızı savunmalıyız.”

O an hayatımda ilk defa, bir sesin içinde kaybolmaktan değil, kendi sesimi bulmaktan korkmadığımı fark ettim. Çoğunluğun düşüncelerinin doğru olmadığını hissettim. Bu his, içimi derin bir şekilde aydınlattı. Çoğunlukçuluk sadece çoğunluğun düşüncelerinin her zaman doğru olduğu varsayımından başka bir şey değildi. Oysaki herkesin düşüncesi, tek başına bir anlam ifade edemezdi. Gerçek doğrular, sadece kalpten gelen ve vicdanla savunulan düşüncelerdeydi.

Umut ve Kendi Doğrumuzu Bulmak

O günden sonra, her anımda duygularımı daha cesurca ifade etmeye başladım. Çoğunluğun söylediklerine boyun eğmek yerine, kendi düşüncelerimi duymaya ve kabul etmeye başladım. Bu bir çeşit içsel özgürlük gibiydi. Korkuyu bir kenara bırakıp, doğrularımı ve yanlışlarımı kendi içimde sorgulamak, bu dünyada bir anlam bulmanın en doğru yoluymuş gibi hissettirdi.

Çoğunlukçuluğun baskısı, bazen bizi farklı düşüncelerimizden alıkoyar. Fakat gerçek özgürlük, çoğunluğun değil, kendi iç sesimizin peşinden gitmektir. Kayseri’nin soğuk sabahlarında, kafede düşündüğüm gibi, aslında hepimizin farklı düşünen, farklı hisseden insanlar olduğunu kabul etmek, en nihayetinde hem kendimize hem de başkalarına en büyük saygıyı gösterir.

Geleceğe umutla bakıyorum. Çoğunluğun söylediklerine körü körüne uymak yerine, kendi doğrularımı bulmak, beni daha güçlü ve özgür kılıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabetilbetgir.netbetexperbetexper yeni giriş